İş yerinde yüksek performans

14.4.2021

Emre Yıldırım

İş yerinde çalışanlardan mümkün olan en yüksek performansı almayı herkes ister. Bunu başarabilmek için ise yönetici veya liderin çalışanların aklındaki belirsizlikleri ortadan kaldırması gerekir. 

İster bir eğitim öncesinde, ister iş yerinde iş yerinde yeni bir takım kurarken, ister  kriz döneminde olsun çalışanlar şu üç şeyi mutlaka bilmek ister:

 

1. Bu ne kadar sürecek?

İşe ayrılan zaman iş ve diğer hayatımızın da sınırlarını çizer. Herhangi bir işin ne kadar süreceği belirsiz olduğunda o işi yapan kişinin tüm enerjisi bu belirsizliğin çatlağından akıp gider.

Çalışanlardan fazla mesai yapmalarını istediğinizde onlar, bunun ya belirli dönemle veya eldeki işin bitirilmesiyle sınırlı olduğunu bilmeye ihtiyaç duyarlar. Yöneticinin keyfi gibi kestirilemez, ön görülemez bir değişken çalışanları son derece rahatsız eder.

Bırakınız iş ve mesaiyi, bir tiyatroya gittiğinizde bile ne zaman biteceğini bilmek istersiniz. Eğitimin ne kadar süreceğini bilmek istersiniz. İşe gidip gelirken trafikte ortalama ne kadar zaman harcayacağınızı bilmek istersiniz. Aksi takdirde farkına bile varmadan tüm zihinsel enerjinizi bu zamansal belirsizliği ortadan kaldırmak için harcarsınız.

Ekibinizin, çalışanlarınızın kafasında zaman boyutunu belirsiz bırakmayın. Ortalama da olsa neyin ne kadar sürebileceğini söyleyin.

 

2. Benden ne bekleniyor?:

Organizasyon içerisinde herkes kendinden tam olarak ne beklendiğini bilmelidir. Ne yaparsam benden beklenenleri tam olarak gerçekleştirmiş olurum sorusu net olarak cevaplanmalıdır. Eğer yönetici, istediği sonuçları ifade ediyor ama birey olarak çalışanların hangi aksiyon ve davranışlarla bu sonuçları getirebileceğini netleştiremiyorsa orada verimsizlik oluşur.

Bu konudaki diğer olumsuz bir örnek de çalışanlara çelişkili hedefler ve öncelikler vermektir. Örneğin satış ekibine tahsilat bir numaralı önceliğimiz deyip arkasından da bir tek müşteri kaybı bile olmasın demek bu çelişkiye örnektir.

 

3. Sonunda ne olacak?

Çalışanlarla sonuç çerçevesini paylaştığınızda kendinden beklenen aksiyonlarla hedeflenen sonuç arasındaki bağı kurabilirler. Sen üstüne düşeni yap gerisini merak etme demek, insanın aklının çalışma şekliyle çelişir. Davranış ve sonuçlar arasındaki bağlantıyı net bir şekilde ortaya koymak, çalışanların farklı durumlar karşısındaki esnekliğini ve bağımsız davranabilme yetisini geliştirir.

Hedeflenen sonuç çevresi paylaşıldığında,  aksiyon ve sonuç arasındaki bağ zayıfsa bu da ortaya çıkar. Eğer bir yönetici veya lider olarak bu bağı tutarlı olarak ortaya koyamıyorsanız bunu yapabilecek hale gelene kadar yeniden planlama yapılmalıdır.

Bu üç prensibe uygun bir şekilde çalışanlarla iletişim kurulduğunda tüm ekibin tüm enerjisiyle aynı doğrultuda yönlenmesi sağlanabilir.

Birey olarak da herhangi bir iş veya görev karşısında kendinizi stres altında hissediyorsanız kendi aklınızda bu üç soruyu netleştirin. Böylece aklınızı belirsizliklere teslim etmeden, iyi kurulmuş bir saat gibi tıkır tıkır hedefinize yürüyebilirsiniz.
 


Diğer Yazılarımız